unutamadığım öğretmenim

Erhan Erkut

Ali Koç

Mustafa Özcan

sizden gelenler

unutamadıklarım
İ.S. - Rehber öğretmen

İlkokul öğretmenim. Okulun ilk günü ailemle gitmiştim. Zaten hiç birşey anlamamıştık heyecan vardı. İkinci gün servisle gitmiştim. Özel bir okuldu sene 1987. Şehir dışındaydı. Mesafe uzundu. Beni de araba tutar. Servis tuttu ve üzerime kustum. Önlüğüme yani. Beni sınıfa almamıştı. Beni okulun ilk günü okuldan soğuttu. Sonra beşinci sınıftaki abime haber vermiştim. O benden büyük tabi beşinci sınıf olsa da. Gelmişti öğretmenle konuşmuştu. Bu sefer zorla sınıfa sokmaya çalışmışlardı. Hizmetlinin elini ısırdığımı hatırlıyorum girmiycem diye. Serviste beraber geldiğim arkadaşımın yanına oturtursa gireceğimi söylemiştim. Öğretmen de kabul etmişti. Şimdi ölmüştür belki. Adını yazmak istemem. Ama bir daha hiç iyi gitmedi okul hayatım. Hep utandım çekindim. O günü hiç unutmam. Ne kadar üzüldüğümü ve bir öğretmen tarafından üzüldüğümü hiç unutmam. Sonra tesadüfen öğretmen oldum. Umarım kimseyi bu şekilde üzmemişimdir. Gerçi zaten rehber öğretmenim genelde üzülenlerle ilgileniyorum 🙂 şu anki öğretmenler nasıl derseniz çok iyi insanlar da var çok kötü insanlar da. Umarım iyilik kazanır.

S. D. - Özel Eğitim Öğretmenliği

Hayatımın en önemli yerinde, çocukluğum da bana annem gibi iyi davranan bir öğretmenim vardı. Bütün öğrencileri çocuğu gibi sever ve onlarla en iyi şekilde ilgilenirdi.Bir keresinde çok iyi hatırlıyorum ayağım takılıp düştüğümde beni kollarımdan tutup kaldırmış ve bu da geçecek demişti. O zaman bir öğretmenin bir öğrenciyi sadece eğitmekle kalmadığını aynı zamanda hayata hazırladığını öğrenmiştim. Iyiki varsın öğretmenim, bugün sayende ben hala çocukluğumdaki benim.

B.K. - Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni;

Lise yıllarımda unutamadığım öğretmenimin adı İlyas KOCADEMİR'dir. Bir gün okul müdürüm beni yanına çağırdı. O sene futbol sahasında düzenlenecek olan 19 Mayıs kutlama etkinlikleri kapsamındaki programda Gençliğin Ata'ya Cevabı isimli metni önce benim okuyacağımı sonra da orada bulunan tüm öğrencilerin tekrar edeceğini söylemişti. Tabi biz köylü çocuğu olduğumuz için bırakın bir sürü öğrencinin önünde okumayı sınıfın için de bile utangaç içine kapanık bir çocuktuk. Velhasıl 19 Mayıs yaklaştıkça bende heyecan hat safhaya çıktı. Artık statta bütün okulların katılımıyla genel provalar alınmaya başladı. İşte sorun da bu ya. Kürsüye her çıkışımda okuyamayıp utandığımdan sesim kısılıyor ve her defasında da aynı şey oluyordu. Sesim kısılıp inceldiği için oradaki herkes ve arkadaşlarım benimle kız sesli diye dalga geçiyorlardı. Sonra bir gün rehberlik öğretmenim Ilyas KOCADEMIR beni odasına çağırdı. Beni en iyi anlayan oydu. Çünkü o da köy hayatının içinden gelen biriydi. Gecenin bir vaktine kadar harman sürmüş, tarlada çift sürmüş biriydi. Bana neden böyle olduğunu sordu. Ben de utanıyorum dedim. Ve bana dediği şey şuydu: " Bak evlat! Eğer bir kişi orada birçok öğrencinin önüne bir işi yapmak için çıkarılıyorsa o işi bil ki ondan daha iyi yapan yok demektir. Bunu böyle bileceksin. O gün oraya çıktığında destan yazacaksın, eğer yeni bir destan daha yazılacaksa yazdığın destanı silip tekrar bir destan daha yazacaksın. Senden daha iyisi yok." dedi. 19 Mayıs sabahı tekrar o kürsüye çıktığımda heybet ve asillik dolu Ey Türk Gençliği! diyerek metne başladığımı görmeliydiniz. Şaha kalkmış bir tay, ordusunu yöneten bir komutan gibiydim. Işte bu öğretmenim beni titretti ve kendime getirdi. Kendime güvenim geldi. Şimdi ise o içine kapanık sesi kısılan çocuk yani ben Millî Eğitim Bakanlığında Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeniyim. Hem de birçok yarışmada ulusal dereceleri olan. Allah ondan razı olsun.

V.S.A. - Öğretmen

Yedikule İlkokul’un da ki öğretmenim Fadime Uyar anneme “ Emine hanım, bu kızı okutmakla uğraşmayın, bırakın ev kızı olsun” demiş; tembel olduğumu düşünerek. 50 kişilik bir sınıfta sakin bir çocuk olduğum ve öğretmenin gözbebeği ilk beş öğrencisi içinde olamadığım için bunu düşünmüş. Farklı yeteneklerimi olduğunu, okula beş yaşında başladığım için ezildiğimi fark edememiş. Sonuç: Hiç sene kaybetmeden okulu bitirdim. 16 yaşında üniversiteye başladım. Mesleki tercihimde de öğretmenimin bana yaptığını başka çocuklar yaşamasın diye öğretmenliği tercih ettim. Fadime öğretmenimle görüşebilmeyi ve “iyi ki annem sizi dinlememiş” demeyi isterdim.

R.Ö. - Müteahhit

İlk okul öğretmenim Hediye Mumcuoğlu bana okulu sevdirdi.birinci sınıfa yeni başlamıştım annemden ayrılmak okula gitmek istemiyordum.Annem beni elimden tuttu okula götürdü öğretmenimle tanıştırdı .Öğretmenim bana Güleryüz’le davrandı adımı sordu elimden tutdu beni kucakladı yanaklarımdan öptü sonra sıraya oturtdu .bende ondan sonra okulu sevdim sınıf birincisi oldum şu anda 57 yaşındayım 7 yasımda yani bundan 52 yıl önceki hadiseyi hatırlıyorum öğretmenin öğrenciye yaklaşımı çok önemli kendisini saygıyla anıyorum